Malatya'mız > Malatya'nın İlçeleri


Malatya İlçeleri: Merkez ilçe, Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pütürge, Yazıhan ve Yeşilyurt'tur.



AKÇADAĞ


Tarihçe

Erken Dönem


Tarihi Malatya'dan da eski olan ilçede ilk yerleşim M.Ö. 111'de Tunç devrinde başlamış, Geç Hitit, Roma ve Bizans devirlerinde devam etmiştir. Bu devirlerin yörede yaşığı, Akçadağ ilçe merkezinde yer alan Akçadağ Höyük ve Akçadağ kasabasında yer alan Ören Höyük ile Akçadağ Ören Kasabası yolu üzerinde bulunan İkinciler Höyük te yapılan yüzey çalışmalarıyla belirlenmiştir.


Osmanlı Dönemi-Yakın Dönem

İlçe Osmanlı döneminde de yerini korumuş ve Kürne ve Kürecik bölgelerinde çıkan isyanlar nedeniyle Osmanlı Devleti hükümdarı 2. Abdülhamit tarafından Hamidiye Kışlası kurulmuş Sultan Abdülhamit'in Doğu Anadolu'da meydana getirdiği bu alaylar çerçevesinde köy Osmanlı ordusuna at ve zahire yetiştirmiştir. Akçadağ, Osmanlı devrinde tahminen 1850 yıllarında bugünkü Levent bucağında teşkilatlırılmış, 1858 yılında da ilçe merkezi şimdiki yerine Arga'ya nakledilmiştir.

Hekimhan ve Doğanşehir İlçeleri buraya bağlı birer köy veya bucak merkezi iken 1921 yılında Hekimhan, 1944 yılında da Doğanşehir ilçemizden ayrılarak kendi başlarına birer ilçe olmuşlardır.


Coğrafya

Akçadağ'ın Malatya'ya uzaklığı 37 km'dir. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 925 metredir. İlçe dağlık ve ovalık bir konumda olup karasal iklim etkisindedir. İlçenin batı ve kuzeybatısında 850 ile 1660 rakımları arasında, ilçenin doğusunda Malatya merkez ilçesi, güneyinde Yeşilyurt ve Doğanşehir ilçeleri, batısında Kahramanmaraş iline bağlı Elbistan ilçesi kuzeyinde Darende ve Hekimhan ilçeleri bulunmaktadır.


Nüfus ve idari yapı

2000 genel nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu (köyleri dahil) 48.760, merkez
ilçe nüfusu 13.432, köy ve bucak nüfusu 35.238'dir.


Eğitim ve kültür

Eğitim ve kültürel faaliyetler ile halkın büyük şehirlerle fazla ilişki kurması, çok sayıda vataşın Avrupa ülkelerine işçi olarak gitmesi, ilçenin kısıtlı olan sosyal hayatını modern hale getirmiştir. Okuma yazma oranı %98 gibi yüksek bir rakama ulaşmıştır.


Tarihi yerler

İlçe, tarihi eser bakımından, eskikonaklama merkezleri olan han kalıntıları açısında zengindir. Bunlardan Sarıhacı, Bekiruşağı ve Esenbey köylerinde, yine Kürecik bucağına bağlı Düvencik Köyü (güneşli)civarındaki Hititler devrinden kalma Ferik Kalesi ve kaya manzaraları sayılabilir.


Gezilebilecek yerler

Başpınar, Akpınar Karadağ, eteklerinde Yaylak köyünün üzerinde yaklaşık 2 metre çapındaki yapay mağara ile Sultansuyu gezilebilecek yerler arasında sayılabilir.


Ekonomi

ilçe sınırları içerisinde Tigem'e bağlı Sultan Suyu üretme Çiftliği mevcut olup, bu çiftlikte tarım ve meyvecilikle birlikte hayvancılık yapılmaktadır. Ülkemizin ünlü yarış atları burada yetiştirilmektedir. Çiftçiliğin her türlüsüyle uğraşılmaktadır ve aile ekonomisi genellikte tarıma dayanmaktadır.


Bağlı belde, köy ve bucaklar

İlçenin Kürecik ve Levent olmak üzere 2 bucağı, merkez, Bahri, Ören ve Yukarı Kozluca
olmak üzere 4 belediyesi 9 mahallesi, 72 köyü ve 169 mezrası vardır.
   
Bucaklar: Kürecik, Levent

Beldeler: Çatyol • Kozluca • Ören

Köyler: Aksaray • Aksüt • Aliçeri • Altınlı • Aşağı Örükçü • Aydınlar • Bağköy • Bayramuşağı
• Bekiruşağı • Bölüklü • Büyükçimiş • Büyükköy • Çakıllıpınar • Çatalbahçe • Çevirme • Çobanuşağı • Darıca • Dedeköy • Derinboğaz • Demirciler • Develi • Doğanlar • Doğantepe • Durulova • Dutlu • Dümüklü • Esenbey • Esenli • Fatih • Güneşli • Gürkaynak • Güzyurdu• Gölpınar • Hançerli • Harunuşağı • Ilıcak • İkinciler • Kadıibrahim • Kahyalı • Karamağara • Karapınar • Kasımuşağı • Kayadibi • Keklikpınar • Keller • Kepez • Kolköy • Kozalak • Kömekavak • Kurtuşağı • Küçükküme • Levent • Mezra • Mihmanlı • Muratlı • Ortaköy • Resuluşağı • Sahilköy • Sarıhacı • Sakalıuzun • Şeyhler • Taşevler • Tataruşağı • Taşolar • Yalınbudak • Yalınkaya • Yağmurlu • Yaylımlı • Yukarı Örükçü


*************************************************************


ARAPKİR

Arapgir, Malatya'nın, 39 derece - 05 dakika kuzey paralelleri ile 38 derece - 30 dakika doğu meridyenleri üzerinde yer alan bir ilçesidir. Arapgir'in eski adı Daskuzadır. Daskuza (Arapgir) civarındaki yerleşim birimlerinin en eskilerinden olup, Malatya ili ile yaşıt sayılabilir.

ehrin M.Ö. 1200 yıllarında kurulduğu ve ilk yerlilerinin Muşkiler olduğu sanılmaktadır.Arapgir, kronolojik olarak Hititler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, İslam Uygarlıkları, Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı dönemini idrak etmiş ve bu kültürlerin etkisi altında kalmıştır.

Arapgir’in müslümanların eline geçmesi  M.S. 717’de Emevi Komutanı Davut Bin Süleyman sayesinde olur.Daha sonra Danişmentliler'in eline geçen Arapgir 1178’de Selçuklu Devleti'ne bağlı bir sancak haline getirilir.Selçuklular'ın Kösedağ Savaşı'nda Moğollar'a yenilmesi üzerine Arapgir, Moğollar'ın egemenliğine girer.Anadolu Beylikleri döneminde Karakoyunlular'ın ve Akkoyunlular'ın eline geçen Arapgir, 1514 Çaldıran Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nin egemenliğine girer ve Sivas Eyaleti'nin yedi sancağından biri olur.1834 yılında Diyarbakır’a, 1874 yılında ise Elazığ’a bağlanan Arapgir, 1927 tarihinde Malatya İline bağlı bir ilçe yapılır.



Toplam Nüfusu 17.070 (2000 Genel Nüfus Sayımı'na göre). Şehir Merkezi Nüfusu 10.180 (2000 Genel Nüfus Sayımı'na göre).


Konumu

İlçe, engebeli ve dağlık bir bölgeye sahiptir. Doğu Anadolu Bölgesinin batı kesiminde, Yukarı Fırat Bölümünde, Fırat Vadisinin batı yakasında, Malatya iline 114 km mesafede yer almaktadır. Arapgir'in toprakları doğuda Elazığ'ın batısında Sivas'ın Divriği, Malatya'nın Arguvan, kuzeyinde Erzincan'ın Kemaliye, Güneyde Elazığ'ın Baskil ve Keban ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezinde rakım 1250 metredir. Yüzölçümü 964 km2'dir. 2000 genel nüfus sayımına göre ilçe merkezi 10.180, köylerin nüfusu 6.445 olup, toplam nüfus 17.070'tir. İlçenin Taçdelen olmak üzere 1 bucağı, merkez olmak üzere 1 belediyesiyle 42 köyü ve 49 mezrası vardır.


Coğrafya

İlçeyi yüzey şekilleri bakımından üç bölümde incelemek gerekir.
   1. İlçenin batı ve kuzeyindeki dağlık bölüm.
   2. İlçe merkezinin doğusunda kalan bölüm
   3. Güney bölümünü oluşturan orta yükseklikteki az engebeli "Dişterik " yazısı.


Dağlık bölüm

Göldağı: Yüksek, uzun ve devamlı antiklînal duruımlu bir sıradağdır. En yüksek tepesi At Kuyruk Sallamaz zirvesinde 2393 m yi bulur. Arapgir'e doğru birden bire kesilir. Bu sıradağ diğerleri gibi yayvan ve çok geniş değildir. Arada sert kayalıklar; yer yer derin vadilerle parçalanmıştır. Buna rağmen buralarda arazi çetin değildir. Göldağı orman yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir. İlçe merkezinin sulama ve içme suyunun tamamını Göldağı karşılar. Eteklerinden çok sık mesafelerden çıkan kaynak sularla küçük düzlükler, çayır ve meyve bahçelerini oluşturmaktadır. Özellikle vadi boylarınca uzanan yeşilliklerin kavak, çınar, söğüt ve meyve ağaçları ile bunların arasında bir kaç dönümden oluşan çok sayıda sebze bahçeleri süsler.

Sarıçiçek Yaylası: Arapgir'in kuzeyinde üstü çok geniş dalgalı buna rağmen kenarları
diktir. Bünyesinde mezozoik kalkerleri teşkil eden düzgün bir sırt halinde Eğerli dağını (2275 m.) geçtikten sonra Divriğ'i Arapgir'e bağlayan yola geçit veren (Mamahar gediği)'ne kadar devam eder.

Doğuda kalan bölüm

Sarıçiçek Yaylasından başlayıp doğuya doğru Fırat nehrine kadar uzanan yayın içinde kalan ve Dutluca (Aşutka) ovasınıda içinde bulunduran bölüm yüksekliği 1000 - 1100 m. kadar olan az dalgalı bir arazidir.

Dışterik yazısı

Arguvan ilçesi ile sınır teşkil eden Söğütlü Çayının kuzeyinde içinde Taşdelen Nahiyesi de bulunan orta yükseklikde az engebeli araziye Dişterik Yazısı denir. İlçenin köylerinin çoğu bu bölümde yer alır. Küçük bir ovadır.


İklim

    * Yıllık Sıcaklık Ortalaması: 11,7 °C
    * En soğuk ay : Aralık
    * Sıcaklık Ortalaması; - 2.0 °C
    * En sıcak ay: Temmuz
    * Sıcaklık Ortalaması: 25.0 °C
    * Yağış miktarı (Yıllık) : 563,3 mm

Tarih

Arapgir 1021 yilinda Ermeni Vaspurakan krali Senekerim tarafindan kurulmustur. 1070 yilina kadar Ermeni kralligi olarak kalmis; Bizans kralligi ile yakin iliski icerisinde bulunmustur. 1070 yilindan sonra Anadolu Selçuklu Devleti idaresine,  Selçukluların Moğollar'a Köse Dağı Savaşı'nda yenilmesinden sonra Moğolların, Anadolu  Beylikleri'nin kurulmaya başladığı dönemde Karakoyunlar'in eline geçer. 1515 Çaldıran  Savası'ndan sonra Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girer. 1518 yılında tutulan ilk Osmanlı Tesnit Tahrir defterinde Diyarbakır eyaletinin 12 sancağı bulunmaktaydı. Bu defterde Arapgir de yer almakta ve 10. sırada bulunmaktaydı.1927-1928 tarihli Türkiye'de devlet salnamesinde ise Arapgir Malatya'ya bağlı bir kaza olmuştur. İlçenin yüzölçümü 956 km2'dir. 1830'lu yillarda Arapgir tekstil urunleriyle dunyaca ün salmistir.


Tarihi Eserleri

İlçenin en önemli tarihi eserleri arasında Ulu Camii bulunmaktadır. Bu eserin 14 yüzyıl yapısı olduğu sanılmaktadır. Yine Yeni Camii'nin Akkoyunlulardöneminde(1389-1551)yapıldığı söylenmektedir. Cafer Paşa Camii 1694 tarihinde Cafer Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mirliva Ahmet Paşa Camii şimdiki adı ile Çarşı Camiisidir, Mirliva Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu camii 17. yüzyıla aittir. Gümrükçü Osman Paşa Camii 1823/1824 tarihinde yapılmıştır. Çobanlı Camii yapım tarihi 1893 olarak bilinmektedir. Ayrıca Molla Eyüp Camii, Osman Paşa Camii ve Çarşı Hamamı ilçede bulunan diğer tarihi eserler arasındadır.Ayrica ilçede birkac kale kalintisi, eski mezarliklar ve de bir gumus madeni bulunmaktadir.

1915 oncesi Arapgir'de 7 Ermeni kilisesi bulunmakta idi, gunumuze sadece bir tanesi kalinti halinde yetisebilmistir.


Gezilebilecek Yerler

19. yüzyıl ortalarında eski Arapgir terk edilerek bugünkü yerine taşındığından sanat değeri yüksek birçok tarihi yapı eski Arapgir'de kalmıştır. Bu tarihi eserlerin birçoğu harap haldedir. Eski Arapgir'de Hanikah, Cafer Paşa Camii, Osman Paşa Hamamı, Çarşı Hamamı,Yukarı Ulupınar Çeşmesi ve Camisi, Miran Çayı kıyısındaki Harap Pazar harabeleri, Berenge Deresi boyunca uzanan vadi ile Kaynarca gezilecek ve görülecek yerler olarak sayılabilir.


Bağlı Bucaklar ve Köyler

Arapgir ilçesine bağlı bucak ve köylerin nüfusu 6.445'tir.Aktaş, Alıçlı, Bacalı, Boğazlı, Bostancık, Budak, Çakırsu, Çaybaşı, Çiğnir, Çimen, Deregezen, Düzce, Eşikli, Eski Arapgir, Eynir, Gebeli, Gözeli, Güyüzü, Kayakesen, Kavnak, Kazanç, Kılıçlı, Konducak, Koru, Meşeli, Onar, Ormansırtı, Paçalı, Pirali, Sağıluşağı, Selamlı, Sinikli, Sipahiuşağı, Suceyin, Sügeçti, Tarhan, Taşdelen, Taşdibek, Ulaçlı, Yaylacık, Yazılı, Yeşilyayla, Yukarıyabanlı, Zompa


*******************************************************


ARGUVAN

Tarih

Morhamam ve Karahüyük köylerindeki höyüklerden ve Karababa harabelerinden elde edilen bulgulara göre ilçe merkezindeki yerleşimin tarihi eski çağlara dayanmaktadır. 4. yüzyıldan itibaren Bizans kaynaklarında Argaous adıyla görülmektedir. 8. yüzyıla ait Arapça kaynaklarda Argaûn adı kaydedilmiştir. Sözcüğün her iki biçimi çoğul halde olup "Arga'lar" veya "Argav'lar" anlamını ifade eder. 11. yüzyıla ait Ermenice vekayinamelerde ise Argawan adı kullanılır. Bilge Umar eski bir Anadolu dilinde Argawana adının "gümüşyeri" anlamına gelmesi ihtimali üzerinde durursa da bu görüşün belgesel temeli zayıftır.

Arguvan yöresi tarih ve arkeolojik bakımdan tam olarak incelenmemiş olmakla beraber, eski çağda yörede bir yerleşim olduğu Morhamam, İsaköy ve Karahöyük Köyleri ve civarında bulunan höyüklerden anlaşılmaktadır. Buna göre; ilk yerleşimin Tunç Çağı'na kadar uzığı sanılmaktadır. Kalkolitik dönemde de burada yerleşim olmuş, bunu Hitit, Roma ve Bizans dönemleri izlemiştir.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Danişmentliler, 1178 yılında Anadolu Selçuklu Devleti, Selçuklular'ın Moğollar’a Köse Dağı Savaşı’nda yenilmesinden sonra Moğollar'ın, Anadolu Beylikleri’nin kurulmaya başladığı dönemde Karakoyunlular'ın eline geçmiştir. Yavuz Sultan Selim’in 1515 Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde Tahir Bucağı adı ile Arapgir’e bağlı olan Arguvan, sonradan ilçe olarak Diyarbakır’a bağlanmış 1873 yılında da Tahir adıyla Keban’a bağlı bir nahiye haline getirilmiştir. Cumhuriyet'in ilanıyla merkez ilçesi olarak Malatya’ya bağlanmış, 1954 yılında Tahir nahiyesi merkez olmak üzere, Arguvan ismi ile Malatya iline bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Tahir bucağı adı ile Arapgir'e bağlı olan Arguvan, sonradan ilçe olarak Diyarbakır'a bağlanmış daha sonra 1873'de tekrar Tahir adı ile Keban'a bağlı bir nahiye haline getirilmiş, Cumhuriyetin İlanıyla merkez ilçe olarak  Malatya'ya bağlanmış, 1954 yılında Tahir nahiyesi merkez olmak üzere Arguvan adı ile Malatya iline bağlı bir ilçe haline getirilmiştir.


Coğrafya

Doğusunda Elazığ ili Baskil ilçesi ve Malatya'nın Arapkir ilçesi, kuzeyinde Arapkir ile Sivas İli Divriği ilçesi, batısında Hekimhan ilçesi ve güneyinde Yazıhan ilçesi ile çevrilidir. Malatya'ya 71 km uzaklıktadır.

Yüzey şekilleri açısından genellikle engebeli olup, ilçenin kuzeyi dağlık arazi, güneyi ise kuzeye göre düz ova özelliği göstermektedir. Bölgemizde en yüksek dağ Arapkir ile ilçemiz arasındaki Göldağı'dır. İlçemizin doğu sınırının bir kısmından geçen Fırat nehri dışında büyük akarsuyu yoktur. Dere ve çay niteliğinde olan Şotik Çayı, Bömere Deresi, Morhamam Deresi, Çavuş Çayı ve Söğütlü Çayı ilçenin akarsularıdır. Bu su yataklarının da düzensiz debisi mevcuttur.

İlçemizin rakımı 1150 metre olup, iklim bakımından kışları çok karlı ve soğuk, yazları kurak ve sıcaktır. İlçemiz en çok yağışları İlkbahar"da alır. Toprak düzeyi genellikle çıplaktır.

Ancak, kuzey ve kuzeybatısında bozuk baltalık ve orman vasfını yitirmiş meşe örtüsü mevcuttur. İlçemiz 2'ci derece deprem kuşağı bölgesindedir. İlçemiz kuruluş tarihinden bu güne kadar 1967, 1977 ve 1988 yıllarında meydana gelen heyelan ve çökmeler nedeniyle üç defa yer değiştirmiştir. En son meydana gelen toprak kaymalarında yeni yerleşim yerini tehdit etmektedir.


Nüfus

Geçmiş yıllara göre hızlı bir nüfus azalması olmaktadır. İlçeden il merkezi ve diğer illere sürekli bir göç yaşanmaktadır. İlçe nüfusunun okur-yazar oranı %98 gibi yüksek bir düzeydedir.


Ekonomi

İlçede sanayi sektörü olarak hiçbir faaliyet yoktur. İlçe merkezinde yalnızca T.C. Ziraat Bankası mevcuttur. Arguvan halkı tarım, hayvancılık, ve arıcılık ile uğraşır.2003 yılından beri Türkü Festivali yapılmaktadır ; bu festival, türküleri açığa çıkarma özelliğinin yanı sıra yöreye iki günle sınırlı'da olsa insan akışı ve ekonomik hareketlenme sağladığından, yöre halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılanmakta ve bir aile düğünü bilinciyle sahiplenilmektedir.


Turizm

İlçe'ye 10 km. uzaklıkta bulunan Kızık Köyü "Kutsal Balıklar Parkı" gezip, görülecek ve dinlenilecek bir yer olarak devamlı ziyaret edilmektedir. Özellikle yeni evlenen çiftler düğün esnasında buraya uğramayı ve burada halay çekmeyi bir gelenek haline getirmişlerdir.


Arguvan belde ve köyleri

Köyler:

Akören • Alhasuşağı • Armutlu • Asar • Aşağı Sülmenli • Bahçeli • Bozan • Bozburun •
Çavuş • Çayırlı • Çevreli • Çobere • Doydum • Ermişli • Eymir Yamaç • Gümüşlü •
Güngören • Güveçli • Göçeruşağı • Gökağaç • İçmece • İsaköy • Hakverdi • Karababa •
Karahöyük • Kışla • Kızık • Koçak • Konakbaşı • Koyuncu • Kuyudere • Kömürlük •
Kuruttaş • Morhamam • Sığırcıuşağı • Tarlacık • Tatkınlık • Yayıklı • Yazıbaş •
Yeniköy • Yenisu • Yukarı Sülmenli • Yoncalı • Yürektaşı


*****************************************************************


BATTALGAZİ (ESKİMALATYA)


Eski Malatya olarak da bilinen Battalgazi, Malatya'nın tarih bakınımdan her türlü kabilesine ev sahipliği yapmış tarihin izlerini taşıyan önemli bir ilçesidir.

Malatya’nın ikinci yerleşim yeri olan ve 1988 yılına kadar Eskimalatya ismi ile anılan ilçenin tarihi çok eskidir. Asur ve Urartu kaynaklarında bu yöre Maldia, Melit, Melide, Melitca olarak değişik şekilde isimlendirilmiştir. Şehir uzun yıllar Bizanslılar, Araplar ve Selçuklu Beylikleri arasında el değiştirmiştir. Osmanlılar döneminde Eskimalatya bir ticaret merkezi haline getirilmiştir.

1838 yılında Osmanlı ordularının burada konaklaması üzerine halkın, yazlık olarak kullanılan Aspazu Bağları'nın bulunduğu şimdiki Malatya yöresine yerleşmesi ile Eskimalatya önemini kaybetmiştir.Önce köy, daha sonra bucak ve Cumhuriyet döneminde Malatya’nın il olmasından sonra 1928 yılında belediye, 1932 yılında nahiye oldu. 1987 yılında Eskimalatya ismi Battalgazi olarak değiştirildi. 1987 tarihinde ilçe statüsüne kavuştu.

Malatya'nın önceki merkezi burasıdır. Daha sonradan şuanki yerine taşınmıstır. Kayısı bahçeleriyle dolu ve Karakaya Barajı'na sınırı vardır.

Selçuklu döneminden kalan Ulu Camii, kervansarayalar (surlar; restoresyon çalışması yapıldı), restore edilmiş Elvan Hamamı ilgi çeken mekanlardır. Battalgazi son 20 yıldır özellikle Adıyaman ve Elazığ dan göç almiştır. Malatya'nın en verimli toprakları bu bölgede bulunmaktadır. MORMAŞ, tuğla fabrikarı dışında irili ufaklı kayısı fabrikaları mevcuttur. Ayrıca Aqua City ve İskele eglence yeridir. Hasan Basri'nin türbesi ve Zeynal Abidin'in türbesi buradadır. Ziyaret ve türbeler ilçeye canlılık kazırırken İlçenin Ağılyazı, Adagören, Kuluşağı, Boran, Çolakoğlu, Şişman, Hakverdi, Yarımcahan, Kemerköprü, Alişar ilçeye bağlı köylerdir. Halkın büyük bir kısmı tarım ile uğraşır. İşssizlik oranı düşük olduğundan okuma oranı diğer ilçelere göre düşüktür.



Battalgazi belde ve köyleri

Beldeler: Hasırcılar • Hatunsuyu

Köyler: Adagören • Ağılyazı • Boran • Çolakoğlu • Kemerköprü • Kuluşağı • Şişman • Toygar • Yarımcahan • Meydancık • Kadıçayır • Alişan


**********************************************************************


DARENDE


Darende, Türkiye'nin Malatya ilinin ilçesi. Batısı ve kuzeyinde Sivas, doğusunda Hekimhan, güneyinde Akçadağ, Elbistan, kuzeybatısında Gürün, kuzeyinde Kuluncak ve Kangal ilçeleri bulunmaktadır. Yüzölçümü 1.540 km2 olup, 2009 nüfus sayımına göre 35.075'tir.


Tarihçe

Darende, geçmişte Timelkia, Tira, Tiryafil ve Derindere isimleriyle anılmıştır.Darende 7000 yıllık tarihi bir geçmişe sahiptir. Hititlerin yerleştiği bölgeye sonraları Asurlular hâkim olmuş ve Mezopotamya ile Anadolu arasındaki ticaret merkezlerini ellerinde tutabilmek için Tohma Suyu boyunda koloniler kurmuştur. Sonraki yıllarda Persler tarafından işgal edilmiş, bölgedeki Zengibar Kalesi'ni askeri üs haline getirmişlerdir. Darende'nin ilk yerleşim yeri bu kalenin içerisinde olmuştur. Sırasıyla Makedonlar, Romalılar ve Bizanslar yöreye egemen olmuştur. 8. yüzyıldan sonra Araplar tarafından ele geçirilen bölgedeki Zengibar Kalesi'ndeki yerleşim, kültür ve ticaret merkezi haline getirmişlerdir.

Tarihi İpek Yolu'nun üzerinde bir ilim ve kültür şehri olan Darende, Doğu Anadolu Bölgesi'nin cazibe merkezi, Malatya’nın giriş kapısı konumundaki bir ilçedir. Köklü tarihi, eşsiz doğal güzellikleri ve zengin kültür yapısıyla önemli bu yerleşim yerinde güzellikler iç içe bulunmaktadır.

1071'deki Malazgirt Savaşı'ndan sonra bölgeye Selçuklular egemen olmuş ve yerleşim Zengibar Kalesi'nin dışarısına yayılmıştır. I. Bayezid 1399'da Malatya ve yöresini ele geçirmişse de 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra Timur bu topraklara hâkim olmuştur. Sonraki yıllarda yöre, Osmanlılar ile Memlükler arasında çekişmeye neden olmuş, Yavuz Sultan Selim 1515'te Malatya ve yöresini kesin olarak Osmanlı topraklarına katmıştır.

17. yüzyılda Darende'ye gelen Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde; o günün Darende'si
hakkında "Kalesi harap olduğundan Dizdarı ve neferleri yoktur. Şehir nehir kenarında kerpiç ve tasla yapılmış 1000 kadar haneli, bağlı ve bahçeli, 7 mihrap camili, hanı, hamamı, çarsısı, pazarı olan şirin bir kasabadır" diye söz etmektedir.

Önce Asurlular, ardından Persler daha sonra Roma İmparatorluğu yönetimine geçen bu belde, Hz. Ömer zamanında Müslümanlar tarafından fethedilmiştir.Osmanlı yönetimine katılması ise, 1517 yılına, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine rastlar. 1934 yılına kadar Sivas' a bağlı bir ilçe iken, hem yakınlığı, hem de iklim ve coğrafik benzerliği nedeniyle Malatya' ya bağlanmıştır.


Coğrafya

İlçe topraklarını, Güneydoğu Toroslar'ın kuzeye doğru yönelmiş dağ sıraları ve bunların arasında bulunan çöküntü alanı engebelendirmektedir. Bu alanın güneyinde Nurhak Dağları'nın uzantıları bulunmaktadır. Ayrıca kuzeydoğuya doğru uzanan ve Tohma Suyu Vadisi ile kesilen bu dağlık ala ayrı ayrı dağlar bulunmaktadır. Güneydoğu Toroslar'ın bir kolu olan Hezanlı Dağı (2.283 m.) ilçenin batısını engebelendirir.Darende'nin doğu sınırı boyunca uzanan Akçababa Dağları ise Nurhak Dağları'nın kuzeydoğu uzantılarıdır. Ancak bunlar çok yüksek dağlar değildir. Akçababa Çalı Tepe (2.164 m.) ve kuzeydeki Leylek Dağı (2.052 m.) bu bölümdeki en yüksek dağlardır.

İlçede aşınma sonucu ortaya çıkmış platolar oldukça geniş bir yer tutmaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1.006 metredir.

İlçe topraklarını Tohma Suyu ile onun kollarından Balıklıtohma Çayı sulamaktadır. Bu iki akarsuyun birleştiği yerde ilçenin en önemli ovası olan Mığdı Düzü Ovası bulunur. Yaklaşık 5000 hektarlık bir alana yayılan Mığdı Düzü'nün orta kesimleri düz olup, kenarlara doğru yükselir ve engebeli bir görünüm alır. Akarsuların taşıdığı alüvyonlardan ötürü bu ova tarım yönünden oldukça verimlidir. İlçede sulanabilir arazi olarak Tohma Çayı boyundaki araziler sayılabilir. Yeniköy, Balaban, Ağılyazı ve Başdirek ovaları ilçenin tarım yapılabilen diğer ovalarıdır.


İklim

İlçede karasal iklim hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.


Ekonomi

İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; arpa, buğday, şeker pancarı, nohut ve patatestir. Sulak kesimlerde de sebzecilik yapılmaktadır. İlçede meyve bahçeleri de yaygın olup; dut, kayısı ve üzüm yetiştirilen meyvelerin başında gelmektedir. Hayvancılıkta sığır, koyun ve kıl keçisi besiciliği yapılmaktadır.

İlçenin en büyük gelir kaynağı kayısı olup, 1,5 milyon civarında kayısı ağacı vardır. Malatya'nın toplam kayısı üretiminin 4'te birini karşılayan Darende, Türkiye dışındaki ülkelere de kayısı ihracatı yapmaktadır.İlçe topraklarında krom ve demir yatakları vardır.


Darende belde ve köyleri

Beldeler: Ağılbaşı • Aşağı Ulupınar • Ayvalı • Balaban • Ilıca • Yenice

Köyler: Ağılyazı • Akbaba • Akçatoprak • Akova • Barındır • Başdirek • Başkaya • Çaybaşı • Çınar • Çukurkaya • Gaziköy • Gökçeören • Güllüce • Güdül • Günerli • Günpınar •Hacolar • Hisarcık • Hisarkale • Irmaklı • Karabacak • Karabayır • Karaoğuz • Karşı­kaya • Kavak • Kaynak • Kerimli • Kölükler • Kurudere • Kuzpınar • Mullauşağı • Nurkuyusu • Ozan • Sakarya • Şendere • Şuğul • Uzunhasan • Üçpınar • Yarımca • Yavuzlar • Yazıköy • Yeniköy • Yenipınar • Yeşiltas • Yukarı Ulupınar


********************************************************************


DOĞANŞEHİR


Doğanşehir, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Malatya İli’ne bağlı bir ilçe. Malatya'ya 58 km uzaklıkta, deniz seviyesinden yüksekliği 1290 metre olup, ova ve dağlık bir kısımda kurulmuştur, İlçenin doğusunda Adıyaman ilinin Çelikhan ilçesi, güneyinde Adıyaman ili Besni ve Gölbaşı ilçeleri, batısında Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesi, kuzey doğusunda Akçadağ ve Yeşilyurt ilçeleri bulunur.


Tarih

İlçe tarihi ve mesire yerleri açısından zengindir. İlçe merkezinde tarihi sur kalıntıları M.Ö. 66 yılında Bizans döneminde yapılmıştır. Mesire yeri olarak Erkenek vadisinde bulunan şelale ile tabii yerleri, Sürgü kasabası içinde yer alan Pınarbaşı sayılabilir.

İlçenin ilk yerleşimininb M.Ö. 66 yılında Romalılar tarafından Hıristiyanlığı Asya'ya yaymak amacıyla oluşturulduğu sanılmaktadır. Kısa el değiştirmelerle 758 yılma kadar Bizanslılar'm elinde kalan Zipetra adlı ilçe, bu tarihte Abbasi halifesi Harun Reşit tarafından ele geçirilmiş ve imar edilmiştir, 857 yılına kadar Arapların elinde kalan ilçe, daha sonra Bizanslılar'm eline geçmiş, 1399 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmış, 1401 yılında ise tarafından yağmalanmıştır. 1515 yılında tekrar Osmanlı topraklarına katılan ilçe 1877'den önceki adı Viranşehir veya Harapşehir olan ilçe, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Posof, Ardahan, Şavşat, Artvin ve Trabzon'dan getirilerek yöreye yerleştirilen halkından dolayı Muhacir Köyü diye adlırıldı. Besni'ye bağlı bir köy iken aynı yılda nahiye merkzi olmuştur. 1929'da bucak merkezi oldu. 1933'te Doğanşehir adını alan şehir, 1 Nisan 1946'da Akçadağ ilçesinden ayrılarak bağımsız bir ilçe durumuna getirilerek Malatya'ya bağlanmıştır.


Coğrafya

İlçenin yüzölçümü 1.290 km²'dir.


Ekonomi

İlçenin en önemli gelir kaynağı tarımdır. Son yıllarda önemli gelişme gösteren meyvecilik önemli bir geçim kaynağını oluşturmaktadır. Bunlardan Kayısı ve Elma en önemlileridir. Elmacılıkta son yıllarda önemli bir artış olmaktadır. Hayvancılık genel olarak köylerde yapılmaktadır. İlçe merkezi ve köylerinde geleneksel değerlere, mahalli örf ve âdetlere önem verilmektedir. Son yıllarda tütün yetiştiriciliği bir hayli önem kazanmıştır. İlçeye önemli bir sermaye girişi sağlayan tütün bitkisi artık neredeyse tek ürün haline gelmiştir.


Nüfus

2000 genel nüfus sayımına göre toplam nüfus 60.708 olup, merkez nüfusu 13.517, köy ve
bucak nüfusu 47.191'dür.


İdari yapı

İlçenin 5 bucağı, 6 belediyesiyle 31 köyü vardır. Reşadiye köyü 1986 yılındaki deprem afeti sonucu ikiye ayrılmıştır. Köyün yarısı Çelikhan yolu üzerindeki kısma taşınmıştır. Böylece iki tane Reşadiye Köyü oluşmuştur. Yakın dönemde taşınan köye resmi olarak Güzel Köy ismi verilmiştir.


Doğanşehir belde ve köyleri

Beldeler: Erkenek • Sürgü • Polat • Kurucaova •Gövdeli • Süğüt

Köyler: Altıntop • Beğre • Çavuşlu • Çığlık • Çömlekoba • Dedeyazı • Eskiköy • Fındık •
Günedoğru • Güroba • Güzelköy • Hudut • Kadılı • Kapıdere • Karanlıkdere • Karaterzi • Kelhalil • Koçdere • Küçüklü • Örencik • Polatdere • Reşadiye • Savaklı • Suçatı • Şatıroba • Topraktepe • Yolkoru • Yuvalı


**************************************************************


DOĞANYOL

1990 yılında ilçe statüsüne kavuşan Doğanyol ilçesinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. 500 yıl kadar önce köy olarak kurulduğu, 80 yıllık belediyelik ve nahiye olduğu söylenmektedir. Doğanyol'un eski ismi "Keferdiz" olarak geçmesine rağmen, kaynaklarda "Kefersut" ve "Kefersük" olarak geçmektedir.


Tarihçe

Osmanlı İmparatorluğu zamanında şimdiki Adıyaman ilinin Kâhta ilçesine bağlı olan Doğanyol, daha sonra Elazığ iline, Cumhuriyetten sonra da Malatya iline bağlanmıştır.
kesin tarihi bilgi yoktur.


Coğrafya

İlçenin yüzölçümü 233 km2 dir. İlçe Malatya'ya 120 km mesafede olup, ilçenin doğusunda Diyarbakır ilinin Çüngüş ve Çermik ilçeleri, batıda Pütürge ilçesi, güneyde Adıyaman ilinin Gerger ilçesi, kuzeyde Elazığ ilinin Sivrice ilçesi ile komşudur. Karakaya Barajı sınırları içerisindedir. Bölgenin su ihtiyacı bu barajdan sağlanmaktadır.Kayısı yetiştiriciliği ilçedeki en önemli gelir kaynağıdır.


Eğitim ve kültür

Okuma yazma oranı her sene itibariyle yükselmektedir.ilçede ilkokul ve lise bulunmaktadır.


Doğanyol belde ve köyleri

Beldeler: Gökçe

Köyler: Akbent • Behramlı • Burçköy • Damlı • Gevheruşağı • Gökçe • Gümüşsu • Koldere •
Konutay • Mezra • Poyraz • Ulutaş • Yalınca • Yeşilköy


************************************************************


HEKİMHAN

"Hekimin Hanı" olarak anılmış, adı zamanla değişmiştir. Kangal'dan çıkan bir kafile veya kervan, eskiden Alacahan'a, sonra Hasançelebioğlu Hanı'na, oradan Küllühan'a, oradan da Hekimhan'a gelirdi. Malatya'ya gitmek için de Hasani Patrik Hanı'na uğrayarak (şimdiki Fethiye'ye) düzlük ortasındaki Yazıhan'dan Malatya'ya varırdı.

Hekimhan ilçesinin bir yerleşim yeri olarak  “1656- 1661” yılları arasında Köprülü Mehmet Paşa tarafından kurulduğu bilinmektedir. Kuruluşu tamamen askeri amaçlıdır. İlçe merkezindeki kitabeden Selçuklular devrinde yapıldığı anlaşılan eski bir hamam mevcuttur.Halen halk dilinde “ TAŞHAN”  olarak bilinen bu ha Mısırdan Malatya ‘ya sürgün edilip Malatya da cezasını çektikten sonra İstanbul ‘a dönmekte olan Emrullah isimli hekim bir süre konaklamış, konakladığı  bu süre zarfında hanın yıkılan yerlerini tamir ettirerek üzerine ismini yazdırmıştır. Daha sonraları konaklamaya gelen gelenler, üzerindeki yazıyı okuyarak tamir ettiren kişiye izafeten Hekimin Hanı demeye başlamışlar, bu isim zamanla değişikliğe uğrayarak “HEKİMHAN” şekline dönüşmüştür.

 Malazgirt Zaferi 'yle birlikte, Danişmendliler'den sonra Malatya'yı yurt edinen Selçuklular dönemi Malatya'nın altınçağı olmuştur. Şehir, mimarî eserlerle süslenmiş, halkın yüzü gülmüş, birçok bilgin Malatya 'ya gelip yerleşmiştir. Bugün Malatya çevresindeki birçok eser, bu devrin bize kadar gelebilen armağanlarıdır.

Günümüzde Taşhan diye anılan ve ilçenin kuruluşu hakkındaki en kesin kanıya varabileceğimiz 3 adet kitabeyi barındıran hanın 1.kısmı olan kuzeydeki eski kısmı da Selçuklular devrinde, giriş kapısı üzerindeki 3 ayrı yazı ( Bu kitabenin sol kenarı Ermenice, orta Selçuklu, sağ kenarı da Süryanice olarak yazılmıştır . Bu yazılar birbirlerini teyid eder mahiyettedir.) ile yazılmış kitabesinden Selçuklu sülüsü ile yazılı olanına göre;
1218 Miladi 615 Hicri yılında, tahta çıkmadan önce Malatya Valisi olarak vazifelendirilmiş olan 2.Kılıçarslan'ın torunu, 1. Gıyasettin Keyhüsrev'in oğlu Anadolu Selçuklu Sultanı 1. İzzettin Keykavus (1219 - 1237) tarafından devrin ünlü doktorlarından Malatyalı Ebu-l Hasan Ela-Şamas El Hekim Selim El-Malati 'ye yaptırılmıştır. Ve daha sonra da onun hekimliğine vurgu yapılarak yapıya halk arasında ' Han-ı Hekim ' yani Hekimin Hanı denilmeye başlanmıştır.

Selçuklu Sultan Hanlarının geleneklerini devam ettiren yapı, önde revaklı kare avlu , avluyu takiben de hol kısmından oluşur. Dikdörtgen planlı ve avlulu , eyvanlı yapı grubundadır. Eski Malatya 'daki büyük hanın stilindedir. Yukarıda anlamı açıklanan ve ilk bölümün giriş kapısının üstünde bulunan kitabe dışında bir de hanın avlulu kısmının inşa kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabe Selçuklular zamanında yapılan bölümün giriş kapısının üzerine yerleştirilmiştir.Haki 3.kitabe Osmanlı devrindeki tamir kitabesidir. Bu kitabe kapalı kısmın, giriş kapısının sivri kısmının üzerindedir. Üzerindeki 1071 Miladi senesinin muharrem ayı, 1160 senesinin Eylül ayına isabet eder. Avlunun çevresindeki bu 2.kısım kitabedeki tarihten de anlaşılacağı üzere, IV. Mehmet 'in saltanat yıllarında Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Burası şimdiki iş yerleri olarak kullanılan kısımdır. Ölçüleri birbirini tutmayan odalarca sarılmıştır. Odaların üstü beşik tonazlarla örtülü olup içlerinde birer ocak vardır. Bu yerler Köprülü Devrinde günümüzdeki hükümet daireleri yerine devlet iaşe konağı olarak kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Kaza çevresindeki topraklar da vakıf arazisi olarak ayırtılmıştır. Bu topraklar tapu kayıtlarında bugün bile Köprülü Mehmet Paşa 'nın üzerine kayıtlı olarak görülmektedir.

İlçe çevresindeki köylerde bulunan eski eser kalıntılarından genelde ilçe tarihinin eskilere dayığı, eski “İPEKYOLU “ ve LİKYA KRALI GİGES tarafından yaptırılan “KRAL YOLU “ nun ilçeden geçtiği bilinmekte olup, hatta Etiler  ve Persler  arasında yapılan KADEŞ SAVAŞI “nın İlçeye bağlı “BOĞAZGÖREN”  köyünde yapıldığı yörede halen mevcut kitabelerden anlaşılmaktadır. İlçe merkezi 16. Yüzyıldan beri köy olarak Keban’a daha sonra bucak olarak  Akçadağ’a 1915 yılında ise ilçe olarak Malatya ‘ya bağlanmıştır.


Hekimhan belde ve köyleri

Beldeler: Güzelyurt • Hasançelebi • İpekyolu • Kocaözü • Kurşunlu

Köyler: Akmağara • Aksütlü • Aşağı Sazlıca • Baharlı • Bahçedamı • Ballıkaya • Basak •
Başkavak • Başkınık • Beykent • Boğazgören • Çanakpınar • Çimenlik • Çulhalı •
Davulku • Delihasanyurdu • Dereköy • Deveci • Dikenli • Dikili • Dumlu • Dursunlu •
Güvenç • Güzelyayla • Hacılar • Haydaroğlu • Işıklı • İğdir • Karaçayır • Karaköçek •
Karapınar • Karslar • Kavacık • Kozdere • Köylüköyü • Mollaibrahim • Salıcık •
Saraylı • Sarıkız • Söğüt • Taşoluk • Uğurlu • Yağca • Yayladamı • Yeşilkale •
Yeşilköy • Yeşilpınar • Yukarı Sazlıca • Yukarı Selimli


**************************************************************


KALE


Tarihçe

Eski adı "İzollu"dur. Köydeki eski bir kaleden bu yeni ismini almıştır. Malatya'nın en zengin ve en yeşil ilçesidir. İlçede bulunan ve şimdi Karakaya Baraj Gölü altında kalan Pirot höyük, bu bölgede çok eski zamanlardan beri yerleşimin olduğunu göstermektedir.

Halk arasında ve Osmanlı Devleti kayıtlarında İzollu olarak geçen Kale ilçesi, Fırat Havzası'nda olması sebebiyle çok eski bir yerleşime sahip olmuş ve Malatya’nın tarihi içerisinde önemli bir mevki olmuştur. Bilinen en eski yerleşiminin M.Ö. 7000 yılına kadar gittiği, yörede bulunan ve bugün Karakaya Baraj Gölü suları içerisinde kalan Caferhöyük kurtarma kazıları sırasında okunan taş kitabeden anlaşılmıştır.

Karakaya Barajı'nın 1979 yılında yapılmaya başlanmasından sonra, Fransız arkeologlar Jagues Cauvin ve Oliver Aurenche başkanlığında Caferhöyük’te başlatılan kurtarma kazılarında üst katmanlarda Tunç çağı ve alt katmanlarda ise kemiksiz Neolitik dönemlere ait kalıntılar saptanmıştır. İzollu olarak bilinen mevkinin Kömürhan kısmında bulunan bu eski yerleşim yerinde, o yöre insanının Paleotik mağaralardan çıkıp, ilk defa tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları ve yerleşik köy hayatına başladıkları anlaşılmıştır.

Caferhöyük'te çıkarılan buluntular, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan Diyarbakır’daki Çayönü buluntuları ile benzerlik göstermesi bakımından önemlidir. Caferhöyük’te bulunan yerleşim yerinin M.Ö.7000 yılına kadar gittiği ve buradaki insanların tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları anlaşılmıştır.Caferhöyük yerleşimi veya köyü, M.Ö. 7000 başında yoğun yapılı ve birbirine yakın evli bir mimariyi ortaya koymaktadır. Bu höyük, Anadolu’da üretime geçişin ilk devresini göz önüne sermektedir. Bu höyükte bulunan hayvan kemikleri üzerinde yapılan incelemelerde, hayvanların genellikle keçi, yaban domuzu, az sayıda koyun ve geyik ve morfolojik olarak vahşi oldukları saptanmıştır. Bu dönemde hayvanların henüz burada evcilleştirilmediği anlaşılmaktadır. Bunlarla beraber oraklar, öğütme taşları ve çok sayıda bulunan basit tarım aletleri, bölgede tarımın yapıldığını göstermektedir.

Bu höyükte yapılan kazılarda ok uçları, oraklar, kazıyıcılar, biz denilen iğne uçları ve çok sayıda çakmaktaşı bulunmuştur. Diğer taraftan birkaç tane de bazalt ve yeşil taştan cilalı el baltası ve sert öğütme taşları da çıkmıştır. Buluntular arasında en değerli olanları mermer ve bazalt cilalı bileziklerdir. Bu buluntulardan anlaşıldığı kadarıyla bölge, aynı zama bir medeniyetin geçiş evrelerini oluşturan özellik de
taşır. Tarih kronolojisinin dikkatle takip edilmesinden anlaşılacak en önemli husus yörenin ana seramiğinin tek renk olduğu ve ateşte az pişirildiğidir.

İzollu yöresinde ilk yerleşimleri ve yerleşik hayata geçilerek tarımsal faaliyetlerin yapıldığı bir höyük olan Caferhöyüğü, Malatya’nın yöresinin ilk tarım köyü olarak bilinmektedir. Burada bulunan dikdörtgen şeklindeki evler, 5x3 metre ebatındaki odalardan oluşmaktadır. Evlerin duvarlarının yapımında samanla karıştırılıp kurutulan çamurdan yapılmış olduğu görülmektedir.

Günümüzde bölgede yaşayan İzol aşiretinin 1600'lü yıllarda Şanlıurfa'dan bu bölgeye göç ettikleri Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde de belirtilmektedir.

İlçe yerel olarak izollu adı ile tanınmaktadır. İzollu bölgesi aslen ortasından geçen Fırat Nehri nedeniyle (Karakaya barajı) Elazığ ve Malatya tarafı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Yöre halkı kendini izol aşireti olarak tanıtmakta. İlçe; Malatya-Elazığ karayolunun 45. km'sinde olup Kömürhan Köprüsü ilçe sınırları içerisindedir. Nüfusu yaklaşık 4 bin olup dağınık bir yerleşim şekline sahiptir.

İlçenin temel geçim kaynağı kaysı olup az miktarda çilek üretimi ve hayvancılık da vardır. İlçe daha önce merkeze bağlı bir nahiye iken 1990'da çıkan kanunla ilçe statüsü kazanmıştır.


Kale belde ve köyleri

Köyler: Akça • Akuşağı • Bentköy • Çanakçı • Darıpınar • Erdemli • Gülenköy • İkizpınar •
Kaleköy • Karaağaç • Karahüseyin • Kıyıcak • Kozluk • Salkımlı • Sariot • Tepeköy •
Uyanık • Uzunhüseyin • Yenidamlar


**************************************************************


KULUNCAK


Tarih

İlçenin yerleşim tarihi 100 veya 120 yıl öncesine dayanmaktadır. Yıllar önce yayla hayatı sürdüren Başören, Konaktepe ve Karıncalık köyü sakinleri, kışın sığınak olarak kullanılan Kuluncak'ta sürüleriyle birlikte bir barınmak amacıyla ilçeye kışı geçirmek üzere yerleşmişlerdir. Özellikle Konaktepe ve Başören köyleri yaylalarında oturanlar zamanla su kıyısı olan kuytu yerde yerleşik düzene geçerek Kuluncak'ın oluşmasına zemin hazırlamışlardır.

Kuluncak'ın tarihi eskilere dayanmaktadır. İlçeye 5 km uzaklıktaki Tersakan ve Başören belli başlı tarihi kalıntıların bulunduğu yerlerdir. Kuluncak ilçesi daha önce Sivas iline bağlıydı. 1934 tarihinde, Darende ilçesine bağlı olarak Malatya iline verilen ilçe, en son olarak 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla da ilçe haline getirilmiştir.


Coğrafi Konum

İlçenin yüzölçümü 681 km2'dir. İlçe Malatya merkezine 110 km. uzaklıkta olup, 1270
metre rakımındadır.


İklim

Kuluncak Doğu Anadolu bölgesinde karasal iklimin hakim olduğu bir İlçedir. Kışları
oldukça soğuk geçer.


Ekonomi

İlçede temel ekonomik gelir, tarıma dayalı bahçecilik, az da olsa hayvancılıktır. Coğrafi bakımdan dağlık ve engebeli olması sebebiyle arazi azdır. Bu sebeple son yıllarda büyük şehirlere göç akımı hızlanmıştır, geçim kaynaklarının en önemlileri tarımdan elde edildiği için ekonomik yapısı toprağa dayalıdır. Çevrede Kuluncak'a yakın yerlerde Krom, Demir, Çinko, Bakır elde edilir. İlçede el sanatlarından biri olan halıcılık gelişmiştir.


Kuluncak belde ve köyleri

Beldeler: Sofular

Köyler: Alvar • Aşağı Selimli • Başören • Bıcır • Bıyıkboğazı • Ciritbelen • Çayköy • Darılı
• Göğebakan • Ilısuluk • Karabük • Karaçayır • Karıncalık • Karlık • Kaynarca • Konaktepe • Kömüklü • Kızılhisar • Kızılmağ


*************************************************************


PÜTÜRGE


Geçmişi

Osmanlı zamanındaki Devlet ve Vilayet yıllıklarına göre; Pütürge İlçe olmadan önce Şiro ismi ile bir nahiyedir. Şiro bugünkü ilçenin çekirdeği durumundadır. İlçe olduktan sonra Pütürge ismi ile Diyarbekir, Ma-müretü-l-Aziz (Elazığ) ve Malatya vilayetlerinin yıllıklarında yer almıştır.

Pütürge yaklaşık 300 yıl önce "İmrün" (Güzel Yer, İstenen Yer) adı altında kurulmuş,1877 yılında Bucak statüsüne kavuşturularak Kahta ilçesine bağlanmıştır. Kahta İlçesine bağlı bu yer 1892 tarihinde kaza yapılmış, Merkezi İmrün köyü olmak üzere Pütürge diye ad verilmiştir. O tarihte kendisine bağlı yerler; boyuna 100, enine 50 kilometrelik alanı kaplayan, Asıl İmrün ile Keferdiz,Bibol,Merdis, Tilmo,Taraksu,Sinan isimlerinde 7 nahiyesi ve 154 köyü vardı. Daha sonra İlçemiz Mülki taksimatla Elazığ iline bağlanmış, Cumhuriyetin ilanından sonra Malatya iline bağlanmıştır.

Pütürge ilçe olduktan sonra tam 26 yıl Elazığ iline bağlı kalmasına rağmen Malatya`ya bağlanmak istemiştir. Özellikle coğrafi konumundan dolayı ticari, ekonomik ve sosyal yönden tüm ilişkileri Malatya Sancağı iledir. Bu nedenle; Malatya Sancağı’na bağlanmak için Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı) ve Meclis-i Meb`üsan Riyaset-i Celilesi’ne ( Millet Meclisi Başkanlığına) telgraf çekilir.

Telgrafta şöyle denmiştir;

"Dört bir yanını kuşatan ormanları, zengin kaynakları ve uçsuz buçaksız yeşillikleri ile, yiğitliğin ve dostluğun güzelliğine laik olan Pütürge Kazası’nı meydana getiren nahiyelerin büyük bir kısmının bağlı olduğumuz Ma`müratü`l-Aziz (Elazığ) iline uzaklığının 25 saatten daha fazla olduğu bu münasebetle merkez ve bağlı köylerle, nahiyeleri dahilindeki yüze aşkın köy halkının öteden beri kendilerine gönderilen eşya ve bunlarla ilgili muameleleri, bize 6 ila 12 saat kadar uzaklıkta olan Malatya`da cereyan ettiği ayrıca bütün telgraf ihtiyaçlarının da burada karşılığı, telgraf hatları ve posta ulaşımının da Malatya`da yapıldığı,  mahkemeyle ilgili işlerin de başvuru yerinin Malatya olduğu, ayrıca Fırat Nehrinin Elaziz Kazası’nda geçtiği iki belde arasında Ecel Teknesi’nden başka bir vasıtanın bulunmaması, her vakit üzüntü verici ölüm olaylarına sebebiyet verdiği, bu durumun milletin ve memleketin kaderi üzerinde pek derin yaralar açtığı, bundan dolayı, kaza merkezinin daha yakın bir yere bağlanarak rahat ve huzuru sağlamak ve ticari hayatı canlırmak üzere, Elaziz ile bağımızın koparılarak Malatya`ya bağlanmamıza müsaade buyrulmasını, kazamıza bağlı köyler ve civarımız namına ve cümle halkı adına rica ederiz."


Genel Özellikleri

Malatya'ya 74 km. mesafede'dir. Denizden yüksekliği 1.250 metredir. 2000 genel nüfus
sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 28.382'dir. Bu nüfusun 4.795'i şehirde, 23.587'i köylerde yaşamaktadır. İlçenin 1 bucağı, 1 beldesi, 2 belediyesi ve 62 köyü ile 325 mezrası vardır.İlçe, arazi olarak engebeli ve sarptır. Düz arazi yok denecek kadar azdır. İlçe  toprakları Fırat Nehri'ne dökülen Şiro çayının geniş vadisinin tabanı ile bu vadi etrafında bulunan dağlık kesimlerden oluşur. Yerleşim yerleri dağlık ve tepelik alanlarda yoğunlaşmıştır. Bunun için tarıma elverişli arazileri dağ ve tepelerin yamaçlarında bulunmaktadır.Buraya ilk yerleşmenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. İlçede Kütahya'dan gelen Samanoğullarınında var olduğu söylenmektedir. Bunlardan başka, nereden geldiği
bilinmeyen Kopuzoğulları da daha sonra buraya gelerek yerleşen bir topluluktur.İlçede dil olarak Türkçe ve Kürtçe kullanılmaktadır. İnanç bakımından Sunni ve az da olsa Alevi köylerinin yer aldığı bölgede tarımcılık, hayvancılık ve arıcılık başta gelen geçim kaynaklarıdır.

Pütürge halkının büyük bir çoğunluğu tekstil sektöründe çalışmaktadır. Pütürge İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlere büyük göç vermektedir.


Bağlı belde, bucak ve köyler

Pütürge ilçesine bağlı bucak ve köylerin nüfusu 23.587’dir. İlçenin 1 bucağı, 1 beldesi, 2 belediyesi ve 62 köyü ile 325 mezrası vardır.

Beldeler: Nohutlu • Tepehan

Köyler: Akça • Aktarlı • Arınlı • Aslankent • Bakımlı • Bayırköy • Belenköy • Bölükkaya
• Bölünmez • Çayköy • Çengelli • Çığırlı • Çukuroymağı • Düvenlik • Erdemler • Esencik
• Gökçeli • Gözlüce • Gündeğer • Gündüz • Karahüseyin • Karakaya • Karşıyaka • Koçköy
• Pazarcık • Taşmış • Tatlıcak • Teluşağı • Tosunlu • Uyanık • Uzunhüseyin • Uzunkoru
• Yediyol • Sinan • Aliçeri • Alihan • Arıtoprak • Başmezra • Büyüköz • Çaygören • Dikilitaş • Esenlik • Gökçeli • Kayadere • Korucak • Kozluk • Körme • Sahilköy • Sorguçlu • Söğütlü • Taştepe • Tekederesi • Ulutaş • Uzuntaş • Üçyaka • Yere • Yazıca • Köklükkaya
•örmeli köyü Örencik • Deredüzü • Meşedibi • Bayırlı •pütürge örmeli köyü Örnekköy • Uzuntaş • Kozluk • Kökpınar • Ormaniçi


*******************************************************************


YAZIHAN

Yazıhan Malatya'ya 40 km. uzaklıkta 900 rakımında, doğusunda Fırat Nehri'nin kolu (Kuruçay) ve Elazığ il sınırı, batısında Hekimhan, kuzeyinde Arguvan-Hekimhan, güneyinde Malatya il merkezi ile Akçadağ bulunmaktadır.


Tarihçe

Yazıhan ilçesinin tarihi tam olarak incelenememiştir. Yazıhan ilçesi Çin'in başkenti Pekin'den başlayıp M.S. 14. yüzyıla kadar uzanan İpek Yolu - Bakır Yolu kervanlarının konakladığı Suriye-Malatya, Gürün-Kayseri, Hekimhan-Sivas, tali yolu üzerinde yer almış, tarihi M.Ö'ye kadar dayanmaktadır.

Yerleşim yeri olarak 16. Yüzyıla dayanan Fakat Buzluk köyündeki yapay mağaralardan anlaşıldığına göre, ilk yerleşmenin milattan önceki yıllara kadar uzığı bilinmektedir. Özellikle Fethiye Köyü içinde bulunan höyük ve Kuruçay boyuca sıralanmış olan höyükler Geç Hitit dönemi yerleşmelerinin tipik özelliklerini göstermektedir. Ayrıca Ansır vadisine yer alan tarihi yerleşmeler ise Roma, Bizans ve Hrsitiyanlık dönemi izleri taşımaktadır. Günümüze kadar çeşitli toplulukların yönetiminde kalan ilçe toprakları Osmanlı Devleti'nin eline geçtikten sonra imar görmeye başlamıştır. Yazıhan'da yerleşim, mezra olarak başlamış 1936 yılında demiryolunun, 1937 yılında karayolunun gelmesiyle önce köy; daha sonra 1947 yılında nahiye statüsünü kazanmıştır. Yazıhan Malatya'ya 40 km.uzaklıkta 900 rakımında, doğusunda Fırat Nehri'nin kolu (Kuruçay) ve Elazığ il sınırı, batısında Hekimhan, kuzeyinde Arguvan-Hekimhan, güneyinde Malatya il merkezi ile Akçadağ bulunmaktadır.

İlçeye isim olan Han da, bu dönemden kalan en önemli tarihi yapılardan biri sayılır. Merkez ilçeye bağlı bir köy iken, 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla ilçe haline getirilen Yazıhan'da belediye teşkilatı 20 Ağustos 1990 tarihinde kurulmuştur.


Coğrafya

İlçe, yeryüzü şekli itibariyle güneyden kuzeye bir eğim göstermektedir. Kuzey tarafından dağlık ve vadilik alanlar, arazinin % 50'sini oluşturmaktadır. İlçenin % 50'si yarı sulu düz arazi olmakla beraber tarıma ve yerleşime müsaittir. İlçe arazisinin % 6O'ı dağlık, % 40'ı ise tarıma elverişlidir.


Nüfus

2000 Genel nüfus sayımına göre ilçe köyleriyle birlikte toplam nüfusu 19.295 olup, merkez ilçe nüfusu 2.400, köy ve bucak nüfusu 15.010'dur. İlçenin önemli aşiretlerinden olan Drejan Aşireti, ilçe nüfusunun üçte ikisini oluşturmaktadır. Ayrıca Atma, Sinan ve Velioğlu gibi aşiretlerde Yazıha yerleşmiş durumdadırlar.


Ekonomi

Yörenin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarımda makineleşme, gübreleme ve ilaçlama gelişmiş, halk boş zamanlarda genellikle halıcılıkla uğraşmaktadır.


Kültür ve sanat

İlçede tarihi eser olarak Fethiye köyü Hasan Patrik Camii, 1556 yılında Beylerbeyi Abdullah Selamoğlu Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. M.Ö'sine ait olduğu kabul edilen İriağaç köyü Ünür mezrası kalesini sayabiliriz.


Yazıhan belde ve köyleri

Beldeler: Durucasu • Fethiye

Köyler: Akyazı • Alican • Ambarcık • Bahçelievler • Balaban • Bereketli • Boyaca • Boztepe • Böğürtlen • Buzluk • Çavuş • Çivril • Dedekargın • Eğribük • Epreme • Erecek • Gövük
• Hamidiye • İriağaç • Karaca • Kö­müşhan • Mısırdere • Sıklı • Sinanlı • Sürür • Tahtalı • Tecirli


******************************************************************


YEŞİLYURT

Yeşilyurt (eski adıyla Çırmıktı), doğuda ve kuzeyde Malatya, batıda Akçadağ ve Doğanşehir, güneyde Çelikhan ve Adıyaman ili ile çevrilidir.


Tarih

İlçenin bulunduğu yerde arkeolojik kazı ve yüzey araştırması yapılmadığından eskiçağ tarihi ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. Ancak İl merkezine yakınlığı ve onun bir banliyösü konumunda olduğundan aynı tarihi paylaşmış olmaları olasıdır. Bununla birlikte Kaletepe'de bulunan 8. ve 9. yüzyıla ait Bizans kalıntıları, Bizans döneminde burada karakol niteliğinde bazı yapılar olduğunu göstermektedir. Bunun dışında ilçenin ismi tarihi kaynaklarda geçmemektedir. Osmanlı döneminde Çırmıktı denilen bu yerleşim, Cumhuriyetin ilanından sonra İsmet Paşa ismini almış, 1957 yılında siyasi nedenlerle ismi Yeşilyurt olarak değiştirilmiş ve ilçe konumuna getirilmiştir. İlçede herhangi bir tarihi eser bulunmamaktadır.


Coğrafya

Malatya’nın güney kesiminde yer alan ilçe toprakları dağlık alanlardan oluşmaktadır, Malatya’ya 9km uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 568 km². İlçenin güney kesimini Güneydoğu Torosların uzantısı olan Malatya Dağları engebelendirmektedir. Malatya Dağları’nın en yüksek noktası Beydağı'nda 2.545 metreye ulaşan Şillan Tepesi’dir. İlçenin kuzey kesimi Malatya Ovası’nın uzantısı içerisindedir.İlçe topraklarını dışarıdan kaynaklanan Beyler Deresi (Derme Çayı) sulamaktadır.


İklim

İlçede karasal iklim hüküm sürmekte olup yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.


Nüfus

2000 yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre, toplam nüfusu 45.551’dir.


Ekonomi

İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık, dokuma ve küçük sanayiye dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, arpa, kayısı, kiraz, tütün ve üzümdür. Dağlık bölgelerde ise hayvancılık ve arıcılık yapılmakta olup, kıl keçisi, koyun yetiştirilir. İlçede belli başlı sanayii kuruluşlarının iplik, dokuma ve hazır giyim üretimi yapan tesisleri bulunmaktadır.


Mesire yerleri

Derme Suyu'nun geçtiği yerlerdeki bahçeler, Gündüzbey kasabası, Kapılık, Derme Suyu’nun kaynağı olan Pınarbaşı, Kozluk köyü, Şabede, Davulpınar İnekpınarı, İnek Çayı’nın vadi, Zorban, Koru Deresi, Güvercin Pınarı ilçenin doğal güzellikleri olup, halkın dinlenme ve mesire yerleridir.

Dalbastı kirazı, güzel mesire alanları, yaylaları, balı ve deresi ile meşhurdur.


Yeşilyurt belde ve köyleri

Beldeler: Bostanbaşı • Gündüzbey • Yakınca

Köyler: Atalar • Aşağıköy • Çayırköy • Cumhuriyet Örnek • Görgü • Gözene • Işıklı • İkizce • Kadiruşağı • Kırlangıç • Kozluk • Kuşdoğan • Kuyulu • Oluklu • Ortaköy • Öncü •
Salkonak • Seyituşağı • Üçgöze • Yalınkaya



Kaynak: wikipedia, Ankara Malatyalılar Derneği Web Sitesi
 
 

Malatya'mız

Son Kültürel Yazılar

Reklam

 
 
Künye | Yazar Girişi | Yönetici Girişi
© Copyright 2005 - 2011 MalatyaTecde.Net All Rights Reserved
Web Tasarım : Korhan ÖZBEK