Malatyalı Rektörün İlginç Hayatı

Fransızca Bilmeden Fransa’ya gitti, Rouen Üniversitesine Rektör Oldu.


1951’de Malatya’nın Hekimhan ilçesi Kocaözü köyünde doğan; orta ve lise eğitimini devlet parasız yatılı sınavını kazanıp 1970’de Gaziantep Lisesi’nde tamamlayan; hiç Fransızca bilmeden, Bursla Fransa’ya gelip Rouen Üniversitesi Rektörlüğü’ne kadar yükselen 56 yaşındaki Prof. Dr. Cafer Özkul’un başarı hikayesi hakikaten ilginç.


 Liseyi bitirince yurtdışında okumak için burs sınavlarına girdi, kazı, elektrik mühendisliği tahsili yapmak için Fransa’ya gönderildi.1980’de fizik doktoru oldu, akademik kariyerinde hızla tırmanarak 2005’de “ordinaryus profesör” oldu. Fransa’nın ilk Türk rektörü Özkul kendisini rektörlüğe götüren başarı hikayesini şöyle anlattı:

“1969-1970 öğretim yılında liseler arası bilgi yarışmasında birinci oldum. Fransa’ya Fransızca bilmeden geldim. Yani lisede gördüğümüz Fransızca’yla. İlk olarak Besancon şehrine gittim. Orada bir sene dil öğrendim. Fransa’da üniversite okullarına giriş sınavlı. 2 yıl hazırlık yaptıktan sonra sınava giriyorsunuz. 3 sene mühendislik okuluna gidiyorsunuz, sonra da mühendislik diploması alıyorsunuz. 1976’da bu süreci bitirdik sonra Türkiye’ye dönmek yerine burada doktora tezimle akademik kariyere başladım. Fransa’da üniversitelerde doğrudan doçent ya da profesör olunamıyordu özellikle yabancılar için. 1988’de bir yasayla yabancılara üniversitede doçentlik hakkı verilince bulunduğum Rouen Üniversitesi’nde doçent kadrosunda göreve başladım. Bu sürede çok çalışıp optik laboratuar kurdum, çeşitli yayınlara imza attım. Hızlı şekilde 1991’de profesör oldum. İlmi çalışmalarım sürerken 1996’dan itibaren üniversitedeki çevrelerde idari faliyetlere yönelmemi tavsiye edenler oldu. Önce fen fakültesi fizik bölümü başkanlığı yaptım, sonra aynı fakültenin araştırmalardan sorumlu dekan yardımcılığını, ardından da dekanlığını yaptım. Dekanlık süreci bitince 1999’da görev başındaki rektör bu sefer de  benim üniversitede araştırmadan sorumlu rektör yardımcısı olmamı istedi ve onun ekibine katıldım.

Görev sürem 4 yıl sürdü, dolunca 20002’de rektörlüğe adaylığımı koydum. O seçimde az farkla seçimi 2. olarak kaybetmiştim. Tekrar fen fakültesindeki dekanlık görevime döndüm, yine seçimle tabi. Bir sonraki rektörlük seçiminde 4 aylık sıkı bir lobi çalışmasıyla ilk turda 126 oyun 80’ini alarak kazım. Buradaki rektörlük seçimi biraz farklı.

Seçici kurum 70 öğretim görevlisi ve araştırmacı, 33 öğrenci ve 22 yerel yönetim temsilcisinden oluşuyor. Ayrıca idari ve teknik kadroları temsilen 15 kişi de oy kullanıyor. Toplamda 140 kişinin 132’si oy kullı. 80 kişinin oyunu aldım. Öğrencilerin üçte ikisi bana oy verdi. Bu sanırım öğrencilerin bana yaklaşımını ortaya koyuyor. Ama oy veren 33 kişilik öğrenci grubunun arasında Türk yoktu.

Fransa’da 85 üniversite faliyet gösteriyor. Rouen Üniversitesi Fransa genelinde eğitim ve bilgi sıralamasında 18. sırada. 26 bin öğrencisi var. Üniversitemiz; 1800 kişilik akademik kadrolu öğretim görevlisi, 800’e yakın idari ve teknik kadrosuyla 7 fakülte ve 15 yüksekokuldan oluşuyor.

Yeni yasa seçimle iş başına gelen rektörleri daha etkin ve yetkin kıldı. Fransa’da üniversiteler üzerinde YÖK gibi yetki sahibi bir kurum yok. Üniversiteleri ortak  çatı altında toplayan Üniversite Başkanları Konferansı (CPU) var. Fakat bu kurulun üniversite yönetiminde, organizasyonunda hiçbir yetkisi bulunmuyor. Benim de üye olduğum CPU görüş alış verişinin yapıldığı bir istişare organı. CPU’ye yükseköğrenimden sorumlu bakan başkanlık yapıyor.

Görevlerim arasında Türk olduğum için zorlukla karşılaşmadım. Türkiye’nin imajı periyodik dönemlerde bir iyi bir köyü olabilir ama bence kendimiz olmaktan başka çaremiz yok. Hiçbir zaman Türkiye’den, Türk kültüründen kopmadım. Sık sık doğup büyüdüğüm Malatya’ya gitmek benim için enerji kaynağı. Ama bu arada içinde bulunduğunuz ortama da ayak uydurmak zorundasınız. Özellikle de koca bir üniversitenin başında bulunan benim için bu daha çok önemli. İşinizi severek yaparsanız içinde bulunduğunuz çevre size güvenip oy veriyor.

Türkiye’de özellikle Hacettepe, Marmara ve İstanbul üniversiteleriyle yakın işbirliği içerisindeyiz.

Bu ilişkiler öğrenci alışverişi içinde gelişiyor. Şu a Fransa’daki üniversitelerde reform çalışması sürecindeyiz. Bu bittiğinde yine uluslar arası ilişkilerde aktif olmayı düşünüyorum ve tekrar ERASMUS programı çerçevesinde Türkiye, Afrika ülkeleri, Amerika, Ka ve Çin gibi ülkelerle öğrenci ve bilgi alışverişi yapmayı planlıyorum.


Rouen  Ünivesitesi’nde 50 Türk öğrenci var. 2-3’ü dışarıda diğerleri aileleri burada yaşıyor olmasına rağmen çok içine kapanıklar.

Eşim ve çocuklarım dışında diğer aile fertleri Türkiye’deler. Türkiye’de özellikle köy hayatını çok seviyorum. Malatya’ya aile fertlerini görmek için sık sık gidiyorum.

Türkiye’de özlemini duyduğum ortam insan ilişkileri. 2 yıl önce, 35 yıl aradan sonra ilk defa Gaziantep Lisesi’ne gitmiştik ailemle birlikte. Şehirde gördüğüm değişiklik bende gerçekten şok etkisi yaptı. Gaziantep’i hayli gelişmiş buldum.

En büyük lütuf eşimin Türk olması. Mutfakta çok başarılı. Trakyalı olması sebebiyle daha ziyade Trakya yemekleri yiyoruz. Çalışmaktan çocuklarımın büyüdüğünü göremedim. Onları büyütüp eğiten eşime minnettarım.”

Genç Beyin Dergisi


 

Reklam

 

Yazarlar

Mustafa TERCAN

CAMİLERİN DEĞİŞMEYEN MÜDAVİMLERİ

Yazıyı Oku...

Ali YİĞİT

KÖYLÜ PAZARI KURULSUN

Yazıyı Oku...

Esengül AKYOL

O KİM?

Yazıyı Oku...

Haydar ŞAHİN

DARBE

Yazıyı Oku...

Suat GÜLŞEN

KERNEĞİN SUYUNUN AKIŞI GÜZEL

Yazıyı Oku...

Metin CAN

BİREYSEL KURTULUŞUN ŞİFRELERİ

Yazıyı Oku...

Ramazan ASLAN

UYANIŞ

Yazıyı Oku...

Muhammet KARACAN

ZAMANE HANIMLARI

Yazıyı Oku...

Bu yazı 18.12.2010 tarihinde eklendi. Şimdiye kadar 3256 kez okundu.
 
Tüm yazının telif hakkı MalatyaTecde.Net'e aittir...

 
Künye | Yazar Girişi | Yönetici Girişi
© Copyright 2005 - 2011 MalatyaTecde.Net All Rights Reserved
Web Tasarım : Korhan ÖZBEK